28 Kasım 2011 Pazartesi

Nedir bu çocukları kurstan kursa götürme telaşı ?

Kızım okula başladı. Şu an 5,5 yaşında. Gideceği okulun anaokuluna gidiyor. Şimdiye kadar hep yuvaya gitti. Hafta sonları da hep beraber evde ya da dışarda eğlenceli programlar yaptık. O da dinlendi, biz de.. O da eğlendi, biz de... Tamam genelde O'na göre programlar yaptık. Parklar, çocuk tiyatroları, sevdiği ve eğlendiği arkadaslarının aileleriyle yapılan programlar da hiç bir zaman zoraki yapılmadı. O da sevdi, biz de..

Zaten hafta içi çok koşturuyoruz. Sabah erkenden kalkıp kahvaltı ve servise yetişmek bir hayli zorluyor. "Hadi kızım"ların bini bir para. O servise, biz işe... Sonra yoğun bir iş temposu... Telefonlar, toplantılar, koşturmaca. Bazen öğle yemeğine çıkacak fırsat olmuyor ki işlerimi bitirip mesaiye kalmadan işten çıkabileyim diye... Sonra trafikte koşturarak eve gelip yemek hazırlama, ödev, sohbet ve ertesi gün için hazırlıklar... Geç yatmamak lazım ki ertesi günü zorlanmadan kalkabilsin. O'ndaki telaş da biraz daha fazla görüp, sohbet edebilmek, anlatabilmek, özlediği odasında oyuncaklarıyla vakit geçirebilmek.

Derken hafta sonu oluyor.

İşte geçen hafta bende film burada koptu. Bir arkadaşımla konuşuyordum. Dedi ki "aaa sen hafta sonu kızını bir spora, ya da müzik gibi bir etkinliğe götürmüyor musun?" Ben de dedim ki "yooo, götürmem mi lazım?". Sonra farkettim ki herkes çocuğunu hafta sonu bir etkinlikle destekliyor. Götürmeyen yok. Kimi basketbol, kimi jimnastik, kimi piyano, kimi bale... ama mutlaka bir etkinlik...



Benim zamanımda biz okuldan gelir çantamızı atar ve sadece oynardık. Bazen vakit kaybetmeyeyim diye annemizin tüm itirazlarına rağmen, önlüğümüzü çıkarmadan sokağa koşardık. Çok da mutlu olurduk.. Akşam ailece yemek yer, yorgunluktan sızarak uyurduk.

Hafta sonları ailece gezmeye giderdik.  Dört aile her hafta birisine gitmek kaydıyla her cumartesi akşamı görüşürdük. Dört ailenin de çocuğu her cumartesi akşamı biraraya gelirdi ve çok eğlenirdik. Bütün sosyalliğimiz bundan ibaretti. Okulda spor yapardık tabii ama bu bütün hayatımızı kaplamazdı.

Şimdi okuldaki velilerle konuşuyorum. Tüm çocuklar hafta sonları hem cumartesi hem pazar faaliyet yapıyorlar. Bir de doğum günü varsa, faaliyetten sonra doğumgününe götürülüyor çocuk ve tüm hafta sonu geçiyor ve yine hafta içi iş koşturmacası başlıyor.

Bence burada bir yanlışlık var. kurulmuş saatler gibi 7 gün 24 saatimi planlayarak ve yetişme telaşı içinde geçirmek istemiyorum ben. Üstelik kızımın da miskinlik yapma hakkı olduğunu düşünüyorum. Evde pijamalarla gerinerek oyuncaklarıyla oynama hakkı olduğunu ve hayatı çok kalın çizgilerle planlamanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Hayatı koşturarak deği sindirerek yaşamak lazım bence.

Çünkü bazen biz hızla koşarken ruhumuz geride kalıyor.

2 yorum:

  1. bloğun hayırlı ve de uğrulu olsun rengarek gökkuşağı tadında yazılarla dolsun :)
    harika bir yazı olmuş bu arada, aynen içimden geçenler nedir bu koşturma - nereye kadar sonu başı belli değil..

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler canım.. :)
    burcu...

    YanıtlaSil